Alabastron
Kalkeer Nüt

Parmak izimi değiştir

DNA’m halka açık

Namını duymadın mı de! 

İtiraflar yalnız çalan plaklarla kabuk

Diğerleri bizi vurmuş

Aslında yağmura da dayanıksızmış alnına kurduğum çadırlar

Yağmur kururken kaybolan topları çocuklar hatırlar

Bir eki çok koyduk diye bu kadar savaş fazla ekşi

Ruhun kuruttuğu leşi kabadayılar paçalarına bağlar sararlar

Sayfa yüz elli yediye git diyor jant kapağı

Harfler bu kadar kalabalık olmamamalı

Mürekkep kalmasın diye ağda yaptırtıyorum hatırla!

Beynim hediyelerinin ambalajını yırtarken çok kaybediyor ganimet

Ganimetler ayranla çok güzel yutuluyor hele naneli

Nane yenmez koklanır, yutulur

RNA’m namını duymuş savaş patlayacak ekmek arası, yardım et!

Bu saatten sonra yatıya kalınmaz 

Otobüsü kaçıranlar için çok esnek yoklama kağıdı

Ama sen bütün küfürlerin tadına bak yarına kadar

Yarın büyüyecek gün

Ekmek arası ganimet her boruyu sarmaz

Suyu kokladım

Yanağından gözlük çıkmış dikkat et!

Bu son olsundu

Düz yazmayalı çok olmuş

Pankart gibi düz

Sedyeler yıllık inişte

Canım ketçap yemek istemiyorsa bu aralar

Ketçap dürtmenin lüzumu ne 

Haklısın saçların dökülüyor

Ketçabından kıl çıktı 

İki ucu ketçaplı kıl

Ne yapmalıyız ki şimdi

Değirmene su gelen yeri buldunuz tebrik

Ya bu ketçabın kırmızısı

Saçlarının kokusu 

Gözlerinin balı

Gözlerinin balına şeker karışmış sen uyurken

Arılar para basarsa intikam kokar cüzdan

Sahte bala sahte para vermek bu kadar kolayken

Gündem kokuyor haklısın

Saçların dökülüyor

Saçların dökülüyor ama sen hala duruyorsun

Kılda keramet diyorsun 

Kim belletiyor sana bu lafları

Kılın zaten iki ucu ketçap

Bir şarkı arka arkaya kaç kez dinlenebilir

Ya da bir şarkı hiç dinlenmeden ne kadar koşabilir

Sen bunları okumayı bitirdiğinde

Bütün kılların iki ucu ketçap olacak

Haklısın çenem dökülüyor

Çan çalıyor gitmeliyim

Soyulacak çok insan var haklısın

Laf olsun diye ölüyorum dirilmem kan meselesi

An davası çıkmadan gitmeliyim

Dirilirsem ben de kitap isterim

Son otobüs arıza yapmış 

Yenisinin tayini çıkmış

Ama çok inanmıştık bu son diye

Kontenjanda yer kalmış mı

Kitap almasam da olur yanıma

Ne de olsa kimse kitap okumuyor 

Diyor kitap okumayan arılar

Zaten kitap okurken konuşmaz kimse

Belki de o yüzden kimse kitap okumuyor

Konuşmayı unutur haklısın

Ha gayret

Saatleri durdurun

Ha gayret

Durdurun

Grev yapıyoruz, çan çalıyor

Gittim işte

Çanı yaşa

Ellerim çanıyor

Göğ

Bir dilencinin gözlerindeki yalancılık, sahtekarlık ve susamışlık

Bu silah kaç mermi içiyor

Ve menzili kaç litre kan

Bu dakiklik seni korkutmamalı

Çöldeyiz ve susaman gayet doğal ey dilenci

Hesabı alabilir miyiz

Şu kara çıplak çocuğun hesabını ödemişlerdi ama

Nereden çıktı ki şimdi bu

Hem onun babası değil mi kaptan

Onlardan para alınmaz mola yerlerinde mola

Beyaz bir odada sargılı saçı kısa kısa

Ey dilenci

Dilenmek güzel hoş da

Hep aynı köşedesin bu arada

Avcun göğe bakıyor bakmasına da 

Kaldırımın tozu az mı olmuş ne

Kapak Şiirsin

Kırmızı ışıkta durdu serseri

Alnı kaşındı kazanın

En büyük dedi

En büyük

Ona söyleyin

Kulağına radar kaçmış

Kapak toplayan kemancı

Az bilinir muşamba yakmış

Muşambayı kaç kere ağzınıza sürdünüz 

Dedi sonra serseriden

Cam kapatıyordu kurşundan kalem yapan

Aday olmuş mezarlık bekçiliğine

Yemekten önce dedi bunu

Yemekten önce cesetlerinizi yıkayın

Yol dökecekti paranın oğlu

Dedesine küs

Aralarında kara para

Tabi mevsim kış

Karbonmonoksit kalmış mı dolapta dedi 

Uyumam gerek çalgıcılar gelene kadar

Beyaz tavşan kaçmış ses telinden 

Aklından geçeni aklından geçirme

Sana bakarken kafanı kaldırma

Bunlar var ya

Hani alayı diye hitap ettiklerimiz

Onlar sana lazım

Seni ıslığımla uyandıracağım çalgıcılar gelir

Serseri bile yeşilde geçerse

Kurşun ülke kurtarmaz

Kapak olsun şiir

Kapak şiir olsun

Kapak şiirsin

Kapaksın şiir

Tüm şişelere gemi dolu

Şişelerin içindeki gemiler okuma yazma bilmezler

En çok kapağı kim okudu itiraf yiyin

Müsait bir yerde susacak var

En büyük kemancı!

Derinliğinden korkuyorsun, çok korkuyorsun, bu yüzden onu ne duyuyor ne de görüyorsun. Bu yüzden derinliğine baktığından başın dönüyor ve bir uçurumun kenarındaymışsın gibi sendeliyorsun.
Dinle Küçük Adam, Wilhem Reich (via bayanargo)
Satrı Karza

Sana benden tırnak araları terleyen bir yaratık bırakıyorum. Bu yaratığın bakımını üstlendiğin için sana minnettarım. Böyle başlamasını kimse istemezdi, biliyorum. Her şeyi biliyorum ne de olsa değil mi? O yüzden yazdığım kitabın Tanrısı oluyorum, biliyorum. Ama artık seni satırlarla parçalamak istiyorum. Nedenini sorma, biliyorum. 

Çok iyi olmuş, şehir tiyatroları yok edilemez!!!

Dört Harf

Şiir yapıyorum çok

Kovalasana, adam kaçıyor 

Barındırıyor tarifini ölümsüzlük şiirinin

Bir de sor bakalım hangi şişeye sığmıyor 

Şiir dediğin dört harf ama 

Dört harf dediğin bir şiir olabiliyor

Suratından marul kopardık

Satır satır yazdık aralarında boşluksuz

Konumuz sensin kulaklığında ritimsiz

Ben sana daha kalabalığım senden 

Sakalın kaşınmaz madıkça kork

Dilim 3 insan barındırıyor 

Doğramazsan yüzüne bakmazlar dilini

Dilinin arasına kekik, tuz ve toz biber

Pırrr uçtu gitti rüzgar

Rüzgar uçar aslında savrulan atmosfer

Ozon kulağını deldirmiş 

Takacak göktaşı gümüş

Ay sinirli, kıskanç parlamış gibi kurt

Adamlar dişlek

Kurt kan emmez hiçbir dolunay vakti

Marul yerler marul

Suratını okşar kurt kardeş

Katli tarihe karışmış yaban atını

Suratını okşayan kurt ben olursam

Suratına atarsam arkadaşlarla tohumun marulunu

Zaman makinesi de icat olur o zamana 

On yıl geçer

Suratından marul kopardık deriz

Derin denizde yüzer ancak kurtlar balıklarla

Yumurtlayan bir kurt görürsen rafadan olsun kaşığında akan

Kralım sizi biri görmek istiyormuş

Haşlanmışını icat etmiş yumurtanın

Yarattım diyor bir de utanmadan

Mahsus değil mi o yaratana

Kellesi de olsun mu bize mahsus

Ama siz

Siz nasıl ateist olursunuz kralım

Rafadan yumurtaya ettiniz az önce dua

Kura çekelim o olsun ateist 

Ben amblem buldum rafadana

Solu çatlak yumurtanın endamı gibi

Haşlanmışçının geldiği karavana

Amblemin olurum kralım

As beni bahçelerine

As bu malı üzümlerinin arasına şarap yapsın

As malı bahçelerine sarhoş olayım

Dolayım gırtlağına çok yıllandım

Bir Ölüm Şiiri

Dikkat dikkat

Bombaların patlamasına kalan zaman

Sayılamayacak kadar azdır

Çınların öttüğü dallarda

Kanatlar çırpar alkışları

Dikkat dikkat

Kuşlar kanatlarıyla alkışlar

Yaprağın hiç mi suçu yok

Suyundan rakun zıpladı, gördük

Her hayvan aynı sebepte içeriktir

Dalı tutarken tırnaklarını kesemezsin

İçi şeytan

Çayın kaç şekerli içiyor çayını

Yapraklardan ığmış şeytan

Bir ölüm şiirini kimse okuyamaz. Öldüreceğinden de değil, kafasını ıskalar ıskalaklar. Yakamozlar gölge olur, kör eder adamını ve adamın durmaz. Yağmurluğunu giymeden bulutlara çıkar, dönüşte bilet atmaz nasıl olsa, yağmurla iner. Yağmurla gelen kadına aşık olup amazonlara koşar. Statüsünde ayak kenarlarından yaralanmak yoktur ama eline alır kalbini koşarken düşmesin diye baldırlarından. Kalbiyle terini silip, tersinden akıtır kanını küp; ayak kenarları hala yaralanmaktan yoksundur. Bazı adlar görür, ama bu adlar içeriklerini barındırmaz, yıkar amazondaki yararsız yarasızı. 17 temmuz 2007’de imzalanmıştır alındı belgesi, amazon biter, belge yırtılır, adam durur. Adam durur. Adam yine durur. Adam durma semptomunu geniş tutar. ‘Şim, kan kuz sanhu yurtun!’ diye bağırır, adam senin milliyetinden değildir ki bu cümleyi anlayasındır. Oralı da değildir adam ama sen çok kanatsızsındır ve çelebiyi düşünüyorsundur. 

Melekler enerji içeceği içmezler. Sponsorsuzdurlar ve ölürken özür dilemezler. Okumak bile paralıdır ve bile sözcüğü dâhiliğe başlamıştır kulak sanayisinde.  Yazan daha çok kazanmak zorundadır ama daha çok kazanmak için de okunması lazımdır; bir kitap her zaman pahalıdır ve bir ölüm şiiri ölümden bahsetmemiştir hiçbir zaman.